Evde müzik kaydetmek

Evde müzik kaydetmek

İstanbul güzel memleket, sanatçısı boldur, gruplar kurulur kayıtlar alınır, müzik üzerine çok şey paylaşılır diye düşünürdüm. Sonra farkettim ki güzel memleketim Tokat, bütün imkansızlıklarına ramen müzik ve grup konusunda İstanbuldan çok daha önde. Tokatta geçirdiğim zamanlarımı hatırlıyorum da musiki derneğimiz, Bağlama kurslarımız, Ney kurslarımız, (sayısız gitarcı ortamlarından bahsetmiyorum bile), çalınabilecek mekanlar, müzisyen arkadaşlar gibi unsurlarda sınır yoktu. Her günüm müzikle geçiyordu.

İstanbulda müzik ile ilgili forumlarda ilan bile açtım, beraber müzik yapabilecek arkadaş bulamadım. Bu gibi sebepler beni evde kayıt yapmaya yönlendirdi. Araştırdım, sordum soruşturdum, okudum ettim, ürünleri inceledim fiyatları karşılaştırdım aldım denedim vs biraz tecrübe edindim.

Arkadaş yok diye kayıt yapmak biraz mantıksız görünebiliyor dışardan bakılınca. Fakat kayıt yapmanın şöyle bir avantajı var. Öncelikle kanal kayıt dediğimiz yöntem ile bütün enstrumanları sırayla kaydedebildiğimiz için, hepsini aynı anda çalmamıza gerek kalmıyor. Sanki bir müzisyen ile çalışıyormuşuz gibi oluyor. Bunun bir faydası şu, karşınızda müzikten anlamayan birisi olmuyor, siz müzikten ve notadan anladığınız için istediğinizi yapabilme konusunda tek sınır kendiniz oluyorsunuz. Eksik yönü ise, sadece kendiniz olduğunuz için müzik adına paylaşım yapabileceğiniz birilerinden mahrum oluyorsunuz, bu konuda yapacak bir şey yok malesef. Üflemeli enstruman çalanlar için bir faydası daha var, normalde telli çalgı çalan birisi aynı anda hem çalar hem okur, üflemeli çalan birisi ise bunu sadece sırayla yapabilir sadece. İşte kayıt yaparsak bu sorun olmuyor önce çalıp üstüne okuyabiliyoruz. Bu sayede canlı çalarken farkedemediğimiz hatalarımızı da kayıtı dinlerken farkedebiliyoruz ve icra yeteneğimizi böyle böyle geliştirebiliyoruz.

USB ses kartı almak şart değil, usb çıkışı olan bir mikseriniz varsa gerek yok, ama mikseriniz yoksa veya usb’li değilse USB seskartı(mümkünse minimum 2 kanallı) almak lazım. Güzel bir daw(digital audio workstation) programı buluyoruz ben Cubase kullanıyorum, asio4all adlı muhteşem driver’ı yükleyerek mikrofon ve hoparlör arasındaki gecikmeyi azaltıyoruz, hazır bateri ritimleri kullanmak istiyorsak “ezdrummer” veya “addictive drums 2” gibi programlar kuruyoruz(ben addictive drums 2 kullanıyorum), sonra başlıyoruz işi öğrenmeye.

Cubase yerine normal ses kaydeden programlar işinize yaramaz. Çünkü cubase gibi programlar kayıt alanını çalacağınız ritm’e göre bölüyor, mesela 4/4 lük(dört adet dörtlük nota demek) bir ritim ile çalışacaksanız her ölçüyü 4’e bölüyor, böylece mixleme işleminde hiç bir hata olmadan eserin istediğiniz yerini yeniden kaydedebiliyorsunuz, bu bence muhteşem ötesi bir şey. Her zaman derim, bu bilgisayar aleminde muhteşem gördüğüm şeylerin başında “C programlama dili” bir, “Linux” iki, “Cubase” üçtür. Bunları tartışmam. Bu arada 4’lük nota gibi terimler kullandım, eğer nota bilmiyorsanız bu tarz programların kullanımını boş verin, bu yazıyı da okumayın gidin nota öğrenin, nota bilmeyen müzisyenleri anlamıyorum 1 hafta oturup çalışsan hayatın boyunca uğraştığın müziğin dilini öğrenmiş olacak derdini, teknik lisanda aktarabileceksin veya başkalarının demek istediklerini anlayabileceksin. Nota bu işin matematiğidir onsuz olmaz lütfen ama…

Kayıt yapmaya başlamadan önce, kaydedeceğimiz şarkıyı yorumlayan bütün profesyönel ve amatör sanatçıları. Şarkıyı kendimizin nasıl söyleyeceğine karar vermek için alıyoruz kağıdı kalemi elimize, şarkının şu kıtalarını okuyacağım, geçişleri böyle değil böyle yapacağım, ezgiyi şu notalarla çalacağım(genelde hazır notalar olduğu gibi çalınmaz kişisel yorum eklemek için düzenlenir veya baştan yazılır), şarkıyı şu akord’a transponze(göçürme) edeceğim, şu hızda çalacağım(metronom), şu enstrumanları kullanacağım gibi kararları yazıyoruz renkli kalemler ile.

Sonra enstrumanı alıp el açma egzersizleri, nefes açma egzersizleri gibi ısınma turları halledilir.

Açtık cubase’imizi, metronomumuzu ayarladık(örnek 100 bpm), metronom click sesini aktif ettik, 4 tane kanal oluşturduk, İlk kanalın adı “ritm”, bu kanalı estruman seçeneğiyle ekliyoruz, çünkü eklediğimiz ritim progamları enstruman olarak görünüyor. Kanalı ekledikten sonra güzel bir ritim ekliyoruz. İkinci kanalın adı “karadüzen” bu kanal’a önce şarkıyı kabaca çalar söyler neresinin nasıl olması gerektiği belli olur. Bu kanalı genelde muteye alırım, lazım oldukça sesini açar dinlerim tekrar mute’ye alırım. Üçüncü kanal’a “bağlama nakarat” adını verdik, eserler genelde nakarat müziği ile başladığından ilk kaydı bu kanal’a yapıyorum. Sonra Dördüncü kanal’a “vokal” adını veriyorum ve kulaklığımı takıp, nakaratın sonlarına doğru kayda başlıyorum, nakarat geçiş verdiği an okumaya başlıyorum. Bu iş böyle gidiyor, bütün kaydı okuyorum. Beşinci kanalı oluşturup adına “bağlama geçiş” adınını veriyorum. Sözleri okuduğum yerlerdeki küçük aralarda ufak bağlama desteklerini kaydediyorum. Bir kanal daha oluşturuyorum adına “ney” diyorum, sözleri okuduğum yerler ve nakaratta gereken yerlere ney sesi ile destek veriyorum, kayıt bitince ney sesine biraz reverb veriyorum.

Profesyönel bir albüm mü yaptık? Tabiki yanından bile geçemez ancak tek başınıza bir müzik grubu oldunuz işte, daha ne olsun. Yaptığınız müziğin kalıcı olması da yanınıza kâr kaldı, arkadaşlarınıza da sosyal medyadan gönderebilirsiniz.

Kayıt konusuna giriş yaptık bu yazıyla, ilerleyen dönemlerde işten güçten fırsat bulduğum zamanlar işin teknik yönlerini de paylaşmak istiyorum. İyi çalışmalar.

Bir Cevap Yazın