Latin harfleri & Osmanlı harfleri

Latin harfleri & Osmanlı harfleri

Atatürk’ün yaptığı en iyi değişikliklerden biriside yazı dilindeki değişimdir. Günümüzde kullandığımız Latin alfabesi yerine ozamanlar el yazısı ile yazılan aslı Arap harfleri olan fakat  ufak tefek değişiklikler ile Türkçeye uyarlanmış olan Osmanlı yazısını kullanıyorlarmış.

Osmanlı harfleri daha öncedende dediğimiz gibi aslında Arapların kullandığı alfabedir. Sadece el yazısı olarak yazıldığından harfleri daha kolay yazılabilecek hale getirmişler. Yazarken çok kolay…. Fakat aradan bir süre geçince kendi yazdığınız yazıyı bile okuyamama gibi bir ihtimal var. Çünkü osmanlıcada tıpkı arapçada olduğu gibi daha doğrusu olmadığı gibi harekeler(okutucular) yok. Sadece sessiz harflerin yanyana gelmesiyle mantık yürüterek çözmeye çalışıyorsunuz. Mesela baba yazısını bebe diyede okuyabilirsiniz. Yazarken bb(b harfinin arapçadaki karşılığını 2 kere yazarsınız) şeklinde yazarsınız. Okurken cümlenin durumuna göre baba, bebe, bubu, bübü, bibi ,bıbı gibi hangi sesli harf uygunsa onu getirerek anlam verirsiniz. Yani bir nevi kahinlik. Fal bakmak gibi birşey. Hareke kullanarak bu sorunu aşabilirsiniz. Üstün gelirse “a”,”e”,  esre gelirse “ı”,”i”, ötre gelirse “u”,”ü” şeklinde okuyabilirsiniz ama “o”,”ö” şeklinde standart bir hareke yok. Kendim yazıyım kendim okuyum günlük tutmak için yazayım derseniz kendinize has bir hareke yapabilirsiniz. Çokta güzel olur. Şahsen kimsenin okumasını istemediğim yazılarımı Osmanlı harfleri ile yazardım ulu orta yerde dursa bile kimse anlamadığından içim rahat olurdu. Kur’an bilenler bile anlamaz çünkü el yazısı işin içine girdiğinden iş dahada zorlaşıyor. Osmanlıcanın en sevdiğim yanı bu. Ne yazık ki başkada güzel yanı da yok. Resmi yazılarda, roman vs türü kitaplarda artık osmanlıcanın kullanılamayacağını dememe gerek yok. Zaten eski yazıları okumaya kalkarsanız osmanlıcayı çok iyi bilmezseniz anlayamazsınız. Çok tecrübe ister. Kolay öğrenilen bir yazı değildir. Keskin kuralları yoktur her şey  laçkadır. İşte bu sebeplerden ötürü Atatürk harf inkılabını getirmiş ve latin harflerini milletimize öğretmiş. Onunla sohbet edenler, milletimizin bu harfleri benimseyemeyeceğini, öğrenmelerinin 10 yıl gibi uzun bir süreyi alacağını söylemişler fakat Atatürk 3 ay sürmez demiş ve haklı çıkmıştır. Çünkü bu harflerin kesin kuralları vardır. Tahmin etmezsiniz “baba” mıydı “bebe” miydi diye düşünmezsiniz. Bu yüzden her alanda, yanlış anlaşılmalar olmadan güvenle kullanılabilir.

Her şeye ramen  Osmanlı harflerini öğrenmenizi tavsiye ederim. Hem zamanında kullandığımız harfler hakkında bilginiz olur. Hem Atatürkün neden böyle bir alfabe değişiklik yapmak istediğini daha iyi anlar ve en önemlisi özel yazılarınızı gizlemek zorunda kalmazsınız.

M. Gökhan BEKEN 27.10.2010

9 thoughts on “Latin harfleri & Osmanlı harfleri

  1. Merhaba Gökhan.
    Öncelikle osmanlıca bilen ve öğretebilecek seviyede biri olarak bu yazına ancak ve ancak gülüyorum… Meselea baba kelimesi osmanlıcada, be-elif-be-elif harfleriyle yazılır. elif harfi osmanlıcada, kendinden önceki sessiz harfi ‘a’ sesiyle okutur. Dolayısıyla baba kelimesi asla ve asla bebe diye okunmaz. Senin söylediklerin zır cahil söylemlerinden ibarettir. Ayrıca arapçanın aslında da, hareke yani okutucular yoktur. Harekeler arap olmayanların, arapçayı yanlış okumaması için sonradan eklenmiştir. Ayrıca senin osmanlıca dediğin, arap harfleri dediğin aslında islam harfleridir. Kuran harfleridir. Okunması ise günde yarım saat çalışmayla 1 haftada öğrenilebilir. İstersen gel sana öğreteyimde, bu saçma sapan fikirlerinden kurtul. Yoksa söylediklerin cehalet sınırlarını aşamaz. Atatürk islam harflerini zorluğundan dolayı değil, islam düşmalığından dolayı kaldırmıştır. Bunu zerre kadar islam vicdanı ile düşünebilen bir insan anlayabilir. İslam harflerini kaldırmak bizi 1000 küsür senelik medeniyetimizden, islam medeneniyetimizden bir günde koparmaya yetti.Japonlar, Çinler vs. yüzyıllardır kullandıkları harfleri asla ve asla değiştirmediler. Çünkü kullandıkları harfler bir medeniyeti inşa etmiştir. Bizim medenniyetimiz ise islam medeniyeti ile bütünleşmiştir. Bizi bu medeneiyetten ise, harf inkılabı koparmıştır. Hz. Ali efendimiz dahi, erzüce kasidesinde harf inkılabı gibi bir dehşetli hadiseyi tarihiyle ve nasıl icra edileceğine kadar yazmıştır. Ve dediği gibide çıkmıştır. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak ancak cahillerin işidir. Önce bilgi sahibi ol, sonra fikir üret. Yoksa böyle saçmalıkları her yerde yazarsan cahilliğini ifşa etmiş olursun. Eğer istersen gel sana işin hakikatini anlatayım, osmanlıca öğreteyim. Bak bakalım dediğin gibimiymiş, yoksa yalanlarla seni kandırmışlar mı, kendin karar ver.

  2. Bebe yazmak istediğinde ise, be-be-he diye yazılır. He harfi kendinden önceki sessiz harfi, harfin kalınlık incelik durumuna göre -e veya -a diye okutur. Ve ilk hecede he okutucusu kullanılmaz. Sonraki hecelerde, açık hece ise kullanılır, kapalı hece ise kullanılmaz. Bebe kelimesi iki heceden oluşur. İlk hecede sade be harfi gelir. İlk hecede he okutucu kullanılmadığı için he harfine gerek yoktur. İkinci hecesinde ise be ve he harfi kullanılır. Çünkü ikinci hece açık hecedir. Bebe ile baba nın aynı yazıldığı tamamen yalandır. Bunu osmanlıca okuyabilen herkes bilir. Osmanlıca bilmeyen yeni nesli, bilmediğinden dolayı kandırmak ne kadar da kolaydır. Ercüze kasidesi hakkında ise,Bediüzzaman Hazretlerinin, Risale-i Nur külliyatında Sikke-i Ttasdik-i Gaybi eserinde 18.lema kısmına bakabilirsin… (Sayfa 132)

    http://www.risaleonline.com/latince-kulliyat

    Tahrif edilmiş risale-i nur lara bakarsan bulamayabilirsin.Haberin olsun.. Yukarıda linkini verdiğim yerdeki risale-i nur eserleri, orjinal osmanlıca nüshasından latinize edilmiş halidir. Bende orjinal osmanlıca nüshasından okuyorum zaten.

  3. Bilgiler için teşekkür ederim, bilmiyordum öğrendim. İslam alfabesi arapçadır düşüncesine katılmıyorum bunuda belirteyim. Çünkü islam demek hz. Ademden günümüze kadar imanın 6 şartını kabul etmiş insanlara denir. Yani musevilikte, isevilikte aslında islam dinidir. Eğer bunu inkar edersek hz musa, hz. isa müslüman değil anlamına gelir. Bu yüzden islam alfabesi diye bir şey yoktur. Hz. Muhammed(sav)’e kuran, kitap halinde değil vahy yoluyla indirilmiştir. Söz konusu islam olunca kelimeler alfabeler tekel olamaz.
    Ha bu osmanlıcayı, arapçayı sevmiyorum anlamına gelmez. Divan edebiyatı şiirlerindeki derin anlamı hiç bir yeni nesil şiirde göremedim, kimsede göremez.
    Ercüze konunusu ise neden sadece Said Nursi hoca tarafından ele alınmış anlamadım.

  4. İslam alfabesi arap alfabesinden esinlenerek meydana gelmiştir. Hatta o zamanlar yazılı edebiyat çok gelişme göstermemiş olduğundan neredeyse, kuran-ı kerimin inmeye başlamasıyla, arapça gelişme kaydetmiştir denilebilir. Bunun yanında sözlü edebiyat tam tersine çok gelişmiştir. Ayrıca islam adını verdiğimiz dinimiz, tabiki Hz.Adem (a.s) dan beri Cenab-ı Hakkın insanlığa gösterdiği şeriatlar bütünüdür. Ama islam gerçek şeklini, Hz.Muhammed (s.a.v) efendimizden sonra nihai şeklini almıştır. Yani bunu şöyle düşünebilirsin. İlkokula başlayan biride okula gidiyordur, liseye giden biride okula gidiyordur, üniversiteye giden biride okula gidiyordur. Hepsi okula gidiyor diye, ilkokula gidene üniversite öğrencisi diyemezsin, yada liseye gidene ilköğretim öğrencisi diyemezsin. Hepsi bir eğitim kurumunun kısımlarıdır fakat birbirinden ayrıldığı noktalar mevcuttur. Ve bu 3 farklı öğrenci tipi zamanla gelişme gösterdiğinden farklı eğitimlere tabi tutulurlar. İslamiyet adına bu örneği düşünürsek, islam eğitim hayatının nihai şekli gibidir. Yani nasılki, eğitimin en üst seviyesi üniversite ise, dinini nihai seviyeside islamdır. Hz.Musa (a.s) veya Hz.İsa (a.s) gibi peygamberlerin ise kendi şeriatları mevcuttur. Yani kendi dini kuralları mevcuttur. Kendilerine kitap indirilmiş tüm peygamberler için bu durum geçerlidir. Kitap gönderilmeyenler ise, kendisinden önceki kitap gönderilenlerin şeriatına tabidir. En son şeriat yani dini hükümlerin bütünü ise islamı oluşturur. Bu durumda islam dini Hz.Muhammed den sonra inen şeriatın bütünüdür. Öncekilerin devamı gibi görmek yanlıştır. Tabiki bütün hak dinleri Cenab-ı Hak göndermiştir. Orjinalde hepsi haktır. Bu noktadan bakıldığında tabiki aralarında benzerlik olabilir. Ama sanki birbirini devamı gibi düşünmek kesinlikle a. Ehli sünnet alimlerinin görüşleride bu şekildedir. Senin mensub olduğun galibiler grubu farklı düşünüyor olabilir. Bunu ehli sünnetin ortak kanaati şeklinde söylemen doğru değildir. Yani netice olarak musevilik ayrı bir dindir, isevilik ayrı dindir. Müslümanlık ise ayrı bir dindir.Ayrıca islamiyette imanın ilk şartı, Allahtan başka ilah olmadığına inanmak ve Hz.Muhammed (s.a.v) in onun kulu ve elçisi olduğuna inanmaktır. Diğer dinlerde bu hüküm yarım sağlandığı için bile dinlerin birbirinden ayrı olduğuna ispattır. Ama buna rağmen o dinleride cenab-ı hak göndermiştir, ben onların adına islam demek istiyorum dersen, diyebilirsin tabi. İsimlendirmek sana kalmış. İstersen A de, istersen B de, istersen X, Y, Z… Ama bu birbirinden ayrıldıkları gerçeğini değiştirmez.

    Dolayısıyla islam harfleri ise rasulullah efendimiz (sav) in kullandığı harflerdir. Bu noktada islam harflerini kullanmak sünnettir.

    Ercüze kasidesi hakkında da, birtek üstad said nursi hazretleri bu meseleye değinmiş olabilir. Bu şuna benzer, ampülü neden edison bulmuştur. Bir başkasıda bulabilirdi. Ama ona nasip olmuş. Çıkıp diyemeyizki, neden o bulmuşta bu bulmamış… Üstad bediüzzaman hazretleri asrın en büyük alimidir. Cenab-ı Hak ta,onun yaşadığı dönemde meydana gelen bir hadisenin Hz.Ali nin yazdığı kaside de işaret etmesi gerçeğini ona denk getirmiş olabilir. Bu gayet normaldir. Bunu risale-i nur okuyan, daha doğrusu 18.lema kısmını okuyan kolaylıkla anlar.

    Benim sana tavsiyem, galibilik grubu yerine, kendine ehli sünnet bir tarikat veya tasavvuf veya cemaat ara. Ve o yolda ilerle. Çünkü birtakım fikirler, seni yanlış yola sürükleyebilir. Savrulup durma boşu boşuna…

  5. Sen kim oluyorsun da Atatürk ü İslam düşmanı ilan ediyorsun lan serseri.Sen git senin o içinde bulunduğun sürünün kralı gelsin.Hoş, şu ara pislikler yaymakla meşgulsünüz de…Burası bilimsel ve teknik bilgilerin verildiği, yazarın düşüncelerini paylaştığı son derece faydalı bir blog.En azından benim gördüğüm öyle.Gerçi ben kime anlatıyorum ki…Sizin kokuşmuş beyniniz parlak fikirlere kilidi çoktan vurmuştur…Neyse Gökhan kardeşim, çok faydalı çok profesyonel bilgiler paylaşıyorsun kutlarım seni…

  6. Gökhan bey osmanlıca zan ettiğiniz kadar zor bil deyil aksine en kolay yazılan el yazısıdır,topoğrafik olarak akılda kalıcılığı daha kolaydır.Japonlar,çinliler,yahudiler ve dahi pek çok millet hala asıl yazılarını kullanırken neden bizde değiştirildi acaba?Burada alanen rahatsılık duyulan konu islamı çağrıştıracak ne varsa kaldırmaktır..Saygılarımla.

  7. Olan olmuş Osmanlıca harflerinin günlük kullanımına Latin alfabesi son vermiştir. Bu saatten sonra sanmam ki aramızdan yeni bir Fuzuli, Nabi, Mehmet Akif çıksın. Ama gönül ister ki Şeyhinin yazdığı eşeknameyi orjinalinden okusak da bol bol gülsek, güldürsek. Nerde ah nerde.

    Ayrıca kendi tecrübemle söylüyorum hem F klavyede hemde Q klavyede aynı hızda yazıyorum.(ölçtüm de söylüyorum.) Bana göre esas hangi klavyeyle yazdığın değil, yazdıklarının vatana millete insanlığa olan faydasıdır.

    Unutmadan söyleyeyim şahsi kanaatim Atatürk bir din düşmanı değildir ama samimi bir Müslüman da değildir. Ayrıca yaşadığı dönemde herkesi etkileyen Avrupai fikirlerden o da etkilenmiş, kendini bir Avrupalı olarak görmek istemiştir. Kendince yaptığı bir çok devrimde eksiklikler ve aksaklıklar bulunabilir ama geriye dönüp olanları değiştiremeyeceğimize göre millet adına nasıl faydalı işler yaparız onu düşünmeliyiz. Ayrıca kimse mükemmel değildir. Bu gerçeği kimse unutmamalı, buradan hareketle kimseyi olduğundan büyük veya olduğundan küçük görmemelidir.

  8. Bu yazıyı 2010 yılında yazmıştım. Osmanlıca’nın okullarda ders olarak okutulması o zamanlar gündemde değildi. Demem o ki, yazıyı yazma sebebim gündemdeki olaylar değildir.

Bir Cevap Yazın